Online Ticaret Türkiye’ye Uğramadı!

Bir hafta önce web becerilerim sayesinde kazandığım paranın bir kısmıyla artık ahı gitmiş vahı kalmış bilgisayarım için biraz alışveriş yapayım da kendine gelsin, yeni projelere başlarken aslında iyi de yatırım yaptığım donanımımı daha sağlıklı kullanmayı çaba göstereyim diye düşündüm. Projelerin tam da içinde vaktim de haylice kısıtlıyken donanım dükkanlarını dolaşmaya, alacağım parçaları ellereyerek, hissederek almaktan vazgeçmek durumundaydım. Web teknolojileriyle yatıp kalkan biri olarak bakın, online alışverişte neler yaşanabilirmiş…

Öncelikle favori donanım satıcım Eksen Bilgisayar üzerinden alma isteğim vardı. Lakin üşengeçliğimden doğrudan eksenbilgisayar.com (ki esasen bir web adresi bu olmalıdır; www, kolay akılda kalması açısından bir sub-domain’dir, http:// de protokol tanımlayıcıdır) olarak girdiğimde adresi, defalarca ve ısrarlı bir şekilde Henüz Yapım Aşamasındayız mesajlarını alıyordum. Herhalde aylardır bu siteyi revize ettiklerine göre çok başarılı bir sistem çıkacak ortaya diye düşünür, show-room’larına uğradığımda Ahmet Abi’ye hep takılırdım, hadi artık yayına sokun şu sitenizi diye. Neyse, online donanım almaya Eksen’den vazgeçecektim. Bugün baktığımda nihayet sitelerini tam anlamıyla yayına almışlar… ama benim gibi bir yağlı müşteriyi kaçırdılar. Bugün kontrol ettiğimde, www subdomainin de ana web sitelerine yönlendirilmiş olduğunu gördüm. Buradan yola çıkarak hızlı bir deneme ile ilk akla gelen şu alışveriş sitelerinin de gerçek domain tanımlamalarının arızalı/ eksik olduğunu gördüm:

Bazıları ‘e ama bizim domain sadece com.tr (ya da tersi)‘ diyebilir. Ama bir ticaret yapıyorsanız tüm olası isimleri alarak adresi yanlış yazmalarda dahi sitenizin gelmesini sağlamak, müşterilerden minimum fire vermek açısından şart değil mi? İşiniz mi daha önemli, yoksa harcayacağınız birkaç yüz dolar mı?

Neyse, zaten yazımın esas konusu bu değildi. Öncelikle almak istediğim ürün, Dexonic’in internal SATA Raid kasasıydı; zira artık IDE portlarından harddisk taka çıkara elimdeki kabloların konnektörlerinin bozulmasından, disk’lerin IDE pinlerinin yamulmasından ve özellikle de sallantılı duran ve nasıl bir mühendis tasarlamışsa elektronik devresi açıkta kaldığı için metal bir yere temas ettiğinde yanan harddisk’lerden bir hayli gına geldi. Madem bu mereti açmamızı, kurcalamamızı istemiyorsunuz, koyun şunun üzerine bir plaka ve devre bir yere temas etmesin, değil mi? Neyse, bu konuda da biraz canımın sıkkın olduğu anlaşılıyor herhalde. Amacım, Dexonic’i alırken birkaç ürün daha alarak eşimi de memnun etmek; bir süredir artık gıcırdayarak çalışan dia aparatlı külüstür UMax 1220-U scanner’ımı emekliye ayırmak icap etti (halen çalışmakta olan bu döküntüyü isteyen varsa seve seve kargo ücreti karşılığında hediye edeceğim). İşimiz gereği hem daha hızlı, hem de pratik kullanılabilen bir scanner gerekiyordu, var olan markalar arasında gözüme Canon’u kestirmiştim. Gel gör ki, hem Dexonic kasa, hem Canon scanner’ı elinde bulunduran topu topu 2 site vardı, biri hepsiburada, diğeri de ideefixe. Aslında ideefixe’yi de denemek lazımdı, ama orada da Dexonic’i bağlayabileceğim türde bir PCI kontrol kartı yoktu. Ben de gözümü yumarak verdim siparişimi… vermez olaydım! 3 günde geleceğini düşündüğüm ürün paketimin, 2 parça halinde farklı zamanlarda elime geçeceğini bilsem siparişi vermezdim. Hatta sonradan fark ettim ki, bu adamların elinde pek de bir ürün stoku bulunmamakta. Sipariş geçildikten sonra eldeki alternatif dağıtıcılardan kendileri de kargo ile ürün sipariş etmekteler. Tamam, dağıtık bir sistem kuranlara karşı değilim. Ama hem teslim süreni katlıyorsa, hem de tslim süresini müşterine doğru bildiremiyorsan bence bu işi yapıp yapmamayı bir daha düşün. Bir e-ticaret işinin en önemli noktalarında biri, başarılı bir altyapı kurmaktır. Altyapıdan da ofisinin su ve elektrik bağlantısının ne kadar iyi olduğunu konuşmuyoruz burada. Bir e-ticaret işinde teslimat hızı, çok önemlidir. Paramı kartımdan anında çekmesini biliyorsanız, benzer bir dikkati ürünlerimi teslim ederken de göstermenizi istemek çok mu? Kendinizi yerel Amazon olarak görmek istiyorsanız önce altyapınıza dikkat edin derim.

Ürünlerin hepsinin de ellerinde olmadığını, siparişi verikten sonra öğrenmek durumunda kaldım. Amazon’un önemli detaylarında birisi, teslimat süreleriyle ilgili bilgiyi net vermesidir. Bir Raid kasa için tam bir hafta bekleyeceğimi bilsem, atlar dolmuşa, 3 saat içerisinde Mecidiyeköy’deki distribütörüne gider, elden alır ve dönerim. Nitekim raid kasamın teslim edildiğinin ertesi günü 15:30′da evden çıktım, DijitalTrend’in Mecidiyeköy’deki yerlerine gidip yeni bir kontrol kartı alarak Fenerbahçe maçı olduğu halde 2:30 saatte Suadiye’deki evime dönebildim. Benim e-ticaret’i tercih etmemdeki başlıca sebep, çok yoğun bir tempoda çalıştığım için vakit ayıramayacağımı düşünmüş olmak.

Diğer bir canımı sıkan olay da, Dijital Trend’de kasasıyla birlikte satılan Raid kontrol kartlarının hepsiburada’da ayrıca satılıyor olması. Ek olarak 25-30$ bir maliyet oluyor ve aslında aldığım bu kontrol kartının çok verimli olmadığın bilseydim (tek internal portu olan raid kontrol kartı neye yarar ki) ebay’den UPS hızlı kargo ile 50$a 4 portlu kartlardan alırdım ve 1 haftadan kısa sürede elime ulaşırdı da. Dijital Trend’in de sistemlerini iyice elden geçirmesinde fayda var, kredi kartı siparişlerinde çok da başarılı olmayan bir çözüm kullandıkları için bana ait 3 farklı bankanın kredi kartıyla sipariş geçemediğimden hepsiburada’ya talim etmek durumunda kaldım. Yoksa doğrudan distribütöründen alacağım ürünün daha uygun olacağına emindim.

Siparişimi yarı yolda iptal etmek istediğimde de iletişim açısından hepsiburada’nın çok da sağlıklı olmadığını fark ettim. Zira hızlı yanıt alabileceğim bir sistemleri olmadığını, sistemleri üzerinden bir soru ilettiğimde ancak 2 günde yanıt aldığımı gördüm. 24 saat alışverişin yapıldığı bir ortamda en azından gündüz saatlerinde ve haftasonu kapalı olmadan çalışacak bir hotline/call-center çok önemli. Telefona yanıt vermekten kaçınıyorsanız en azından mesajlara hızlı yanıt verin. Kaldı ki, site içerisinde telefon numaralarını bulmanıza imkan tanımamışlar; belli ki alacakları olumsuz telefonlarla morallerini bozmak istemiyorlar. Ancak kargom geldiğinde, kutu üzerinde telefon numaralarını görebildim. Varın siz düşünün, siparişi alamayacağınızı öğrenince iptal etmeyi nasıl başaracaksınız.

Demek ki, bundan sonra Türkiye’de e-ticaret üzerinden alışverişten sakınıyormuşuz. Aylık 300-500$’lık bir müşteriyi istemiyorsanız, bu sizin sorununuz. Ben siz olmadan da işlerimi pekala yürütürüm ve daha da hızlı olur.

Share/Save/Bookmark

3 Responses to “Online Ticaret Türkiye’ye Uğramadı!”

  1. onur Says:

    ukelasiniz hocam, ukela.

  2. obsesif Says:

    para verip ‘komisyon’ kazandırıyorsam daha iyi bir servis beklemek de hakkım.

Leave a Reply


WP-Definitions