Archive for the ‘web teknolojileri’ Category

Adobe’un roketi Apollo Kalkışa Hazır…

Saturday, March 24th, 2007

adobe’un yeni oyuncağı apollo alpha olarak release edildi. adobe labs adresinden yüklenebilen bu araç, Flash, Flex, HTML, JavaScript, ve Ajax kullanarak windows üzerinde çalışan programlar yazmanızı sağlıyor. en önemli özelliği de cross-platform oluşu; yazdığınız app, hem windows, hem de macintosh’da tertemiz çalışıyor. bu sayede cross-platformu önemseyen projelerde üretim sürecini yarıya indirebiliyor. en keyifli yanı da RIA, yani Rich Internet Application denen, interneti daha hybrid (melez) şekilde kullanan araçların herkesin kolay öğrenip kullanabileceği bir dil ile yazılmasına olanak tanıması. Şimdiye kadar Flash ile compile edip başka kabuk programlardan geçirdikten sonra Flash movie’leri masaüstünde de kullanabiliyordunuz. Ama artık apollo ile hem lokal dosyalarınıza erişim sağlayan, hem de internet’in gücünü verimli bir şekilde kullanan programlar yazmanız olası. Programınıza entegre bir Flash Player, Adobe Reader ve Safari browser’ınız olduğunu ve bunların kaynaklarına rahatlıkla erişip çeşitli uygulamalar geliştirdiğinizi düşünün; bir web servisiniz varsa üyelerinizin bilgisayarında kalabilecek ek bir yazılım ile bunu destekleyebilirsiniz. Bir bilet ya da yemek siparişi, kurye takibi için araçlar yazabilir, video sitelerinden içerikleri RSS üzerinden toplayıp bir araya getiren televizyon gibi çalışan bir program geliştirebilirsiniz.

Yukardaki adresten Apollo Runtime’ını indirip kurduktan sonra SDK’sını ve doc’larını indirin ve başta Flex olmak üzere istediğiniz IDE ile programlar oluşturmaya başlayabilirsiniz.

Apollo Demo
Adobe Labs Apollo Yazıları
Apollo ve Flex ile kendi MP3-player’ınızı yazın
E-bay’in Apollo’ya İlgisi

Önümüzdeki günlerde Apollo ile ilgili daha detaylı bir yazı yazacağım…

Müşteri Kültürü

Saturday, December 16th, 2006

Birçok alanda olduğu gibi web sektöründe de müşteri çeşit çeşit. İyisi de var, kötüsü de var, bilgisizi de var. Fakat bütün bu farklı müşterilerle çalışma biçimlerimiz de çeşitlilik arz ediyor.
(more…)

günün modası ve popülerlik vampirizmi

Monday, December 4th, 2006

ellerine sağlık mehmet; pazar akşamı yatağıma uzanmadan önce yine keyifli bir yazı okudum.

bir süredir ben de bu konuyu, özellikle de ama kopya fikirleri düşünmekteydim… günün modası yazısı üzerine düşüncelerimi burada biraz daha ele aldım, ama başından alacak olursak;

simplicity, ya da grafik tasarımsal deyişle ‘arındırmak’ bir ifadenin net ortaya konmasını ve kafa karıştırmadan katılımcıya ulaşmasını sağlayan tek önemli noktadır. bu, çoğu insanın sandığının aksine bir lüks değil gerek-şartıdır. zira ifadesi belirsiz, ne istediğini anlatmayan bir ara-yüzü olan ürün/obje boşlukta asılı durur ve amacına, yani kullanılmasına olanak vermez. web gibi bir mecrada, kolaylıkla yapılabilen bir hata, nasılsa farklı istatistikler, linkler, bilgi yığınları kolay yapılıyor/ekleniyor diye her şeyin doldurulması ve sitenin esas amacına, sözüne uygun olmayan birçok şaşırtıcı bilginin de eklenmesi. halihazırda bu tür şişirmeleri isteyen birkaç müşterim elbette var ve istemesem de elbette isteklerine yanıt vermek durumundayım. o da olsun, rakipte şu bu o da var, animasyon da olsun, güzel de bir introsu olsun diye aslında türk pazarı mantığında ondan da koy, bundan da koy şeklinde parasını düşüncesine göre en verimli = en çok opsiyonu bir arada alma düşüncesiyle yola çıkan bu müşterileri eğitmek kolay bir iş değil tabii ki. ama yapmamız gereken de aslıdna tam anlamıyla bu; neyin kendisi için gerekli, neyin fuzuli olduğunu biz göstermezsek müşteriye, bunun bilgisini vermezsek bu böyle sürüp gider. biz istediğimiz kadar bunun teorisini yapalım, kuramlarını tartışalım, müşteri parayı bastırır ve istediğini şımarık bir çocuk edasıyla alır. bunun için de gerekirse sizi değil, başkasını tercih edebilir. bu yüzden amacını ve isteklerini net tanımlayabilen müşteriyi biraz da bizim yontmamız, oluşturmamız bir gereklilik.

konuya dönersek; ’simplicity is everything’ deyişi, her kalitesi ve çizgisi oturmuş tasarımcının hoşuna gidendir. çünkü başarılı tasarım en net, en yalın tasarımdır. bir web projesi ya da girişimi tasarlarken yalın ve zekice gizlenmiş fonksiyonalite, o projenin başarısını sağlar. web2.0′dan da benim anladığım zaten bu. haliyle bunun üretim aşamasında getireceği yük, klasik bir klon siteden çok daha fazladır veolmalıdır da. ürününüzü/projenizi/girişiminizi diğerlerinden ayırd edecek olan da bu başarılı ve ince düşünülmüş pratik fonksiyonsal düzenlemelerdir. geçen hafta yaptığım bir online alışverişte bu fonksiyonalite eksiklikleri, beni elektronik ticaretten soğutmaya yetti. günümüzde türk e-girişimlerinde en önemli problem bence yeterince derin düşünülmeyen projeler.

bütün bunların yanı sıra, klonlama, yani bir fikir alıp aynen yerlisini türetme hastalığı ciddi biçimde boş işlerle uğraştığımızın göstergesi bence. yeni bir fikir, yeni bir proje veya girişimi inanarak yapılmıyorsa, sadece popüler oldu diye o popülerlikten geçinerek aslında popülerizm sülüklüğü yapılıyorsa bence harcanan emeğe de paraya da yazık. belki kazanılacak popülerlik, girişimciye yalancı bir rüyaya inanmasını sağlar; bir süreliğine. ama bir süre sonra konuya olan ilgi azaldığında klon site de sonsuz boyuttaki bu sanal çöplüğe doğru yol almaya başlar. zaten devasa olan bu sanal dünya, aslında çöpleri üzerine kurulan, sürekli sağlam temeller bulmaya başlayan bir yapı değil mi? gerçekten derin düşünerek kara parçasına temelini atmayı başaranlar ayakta kalabiliyor, ama zemin etüdünü iyi yapmadan hemen oraya bir bina inşa etmeye çalışanlar, sadece çöp yığınını daha da büyütüyor.

tabii ki bir sitenin verdiği eğlence, onun biraz daha uzun süre ayakta kalabilmesini sağlıyor. sonuçta biraz da eğlence için vakit harcamıyor muyuz hepimiz? ama sırf eğlence olsun diye orjinalinden yüzlerce kat zayıf projeler mantar gibi türüyor; bunlardan sonuncusu aslında sevdiğim bir komedyen/showman olan Beyaz‘ın dahil olduğu pikniktube. tasarım ve logosu dahil, youtube’un bir sülüğü olan bu site, Kanal D gibi bir medya devini de arkasına alarak günlük eğlence öğünümüze alternatif olmayı amaçlamış. Ama Beyaz’ın özgünlüğü, taklit bir site ve logo ile ciddi anlamda kirlenmekte. Benzer şekilde mantar gibi türeyen YouTube klonları olan Videbu, İzlebe, İzlesene diyerek uzayıp giden bu listeye neredeyse her hafta yenileri eklenmekte. Ama niyeyse altyapısını karşılayacak bütçe, farklılık yaratacak fikirler, özgün bir video player hiçbirinde yok. Benzer şekilde yapılan sayısız ekşi sözlük taklitlerini de düşündükçe bütün bunlar bana, toplum olarak üretmekten ne kadar yetersiz kaldığımızı gösteriyor. Yeni fikir üretmeye, yeni bir proje oluşturmaya bu kadar mı aciz kaldık? Hadi, yeni fikir üretemedik, var olan fikirleri farklı bir bakış açısıyla ele alarak daha iyisini yapmak, projemize inancımızı göstermez mi? Sadece zayıf bir kopya olan bir siteyi yapmak, sanal çöplüğe atılan başka bir hurdadan başka bir şey değil mi? Tek geçerli olan aman hemen taklidini yapayımda satayıp para kazanayım düşüncesi mi?

tasarım, sadece sitenin görselinde değil, projenin fikir aşamasından başlayarak sonuna kadar yapılması şart. tasarım, sadece görsellik değildir; fonksiyonalite, pratiklik, tercih edilebilirlik, üretim aşamalarının her birinde yoğun bir analiz, tasarım, test ve geliştirme süreci gereklidir. programcı bu şekilde olur dediği için sınırlandırılan o kadar çok proje var ki… imkanların sonsuz olduğu bir ortamda kendimize imkansızlıklardan duvarlar örüyoruz. ve sonuçta da çok uzağa varamayacak, tavuk suyunun suyunun suyu çorbasındaki gibi cılız bir projeyle ne kazanabiliriz diye düşünüyoruz. iddialı bir proje üretmedikten, alternatif bir bakış açısı sunmadıktan sonra on ya da yüz kopyası olmuş ne fark eder? Baudrillard, kopyanın sadece orjinale hizmet ettiğini, orjinalinin değerini artırdığını söyler. Yapılacak her taklit proje, akıllardaki orjinalinin ismini daha pekiştirir.

Benim de bir E-bay’im Olsun…

Thursday, November 2nd, 2006

Hemen hemen hepimiz bu tür müşterileri duymuşuzdur; bir web uygulaması ister ve aklında 2-3 örnek vardır… Ya Ebay, ya Amazon ya da Yahoo kopyası olacak. Herkesin hayallerini süsler böyle bir şirkete sahip olabilmek ve Dünya’nın devlerinden biri olmak. Peki bunun için gerekenleri sağlamaya gelince?
(more…)

Hala Antik Çağdayız!

Sunday, October 8th, 2006

Biz istediğimiz kadar SEO, Ajax, CSS, XHTML, ActionScript3, Flash9 ve Ruby gibi yeni oyuncaklarla oynayaduralım, istediğimiz kadar modern tasarımlar, dinamizmi zekice interaksiyonlarla destekleyen projeler üretelim, bunların hiçbir anlamı yok!
(more…)

Flash ve Video ile İnteraktif Video

Thursday, September 28th, 2006

Flash, eğitim alanında farklı şekillerde kullanılabiliyor; özellikle eğitim görsellerinin hareketli hale getirilmesi eğitim sektöründe sıkça karşılaşmaya başladığımız bir uygulama tekniği. Ama flash’ı sadece vektör grafikleri hareketlendirmek, özellikle Flash’daki son gelişmelere haksızlık etmek olur. Toplam 36 saatte hazırladığım bir oyunda görsel malzemeyi hareketlendirmek yerine çeşitli videoları kullanıcının seçeneklerine göre peşpeşe ekrana getiriyor.
(more…)